Bilgisayarın Tarihçesi

2009-01-09 19:19:00

Yüzyılımızın belki en önemli buluşu olan bilgisayarlar, artık günlük yaşantımızın her aşamasına girmeye başladı. Bu cihazlar önceleri belirli amaçlar için kullanılabilmesine karşılık, zaman içinde boyutlarının küçülmesi ve ucuzlaması sonucunda her alanda kullanılır olmuştur. Bilgisayar tarihçesine bir göz atarsak, bilgisayar fikrinin çok eskilere dayanmadığını görürüz. Daha 1830'larda Charles Babbage(1792-1871) fark makinasını ve ardından analitik makinayı yapmasıyla hesaplama işlerinin elektro mekanik araçlara yaptırılması ve sonuçların elde edilmesi görüşü doğmuştu. Charles Babbage yaptığı bu makinalar ile başarılı sonuçlar elde edememesine rağmen, bilgisayarların temelinin onun tarafından atıldığı kabul edilmektedir1850 yılında George Boole kendi adıyla anılan ve sadece 1 ve 0 rakamlarının kullanıldığı Boole Cebiri sistemini bularak, bilgisayarların gelişimi üzerinde önemli rol oynamıştır.1890'da Herman Hollerith tarafından, delikli kartlarla bilgilerin yüklenebildiği ve bu bilgiler üzerinde toplama işlemlerinin yapılabildiği bir elektro mekanik araç geliştirdi. Bu hesaplayıcı ABD'nin 1890 nüfus sayımında başarılı biçimde kullanıldı.İlk analog bilgisayar 1931 yılında Vannevar Bush tarafından gerçekleştirildi. Buna karşılık, ilk sayısal bilgisayarı George Stibiz 1939'da New York'taki Bell Laboratuvarında üretti. Stibiz ikili sistemi bu makinaya uygulayarak komplex sayılarla aritmetik işlemler yapılmasını sağladı. Bilgisayarlar konusunda en önemli ve hızlı gelişmelerin 2. Dünya Savaşından sonra başladığı görülüyor. Haward Aitken IBM ile işbirliği yapmak suretiyle 1944'de MARK I'i tamamladı. Bu bilgisayar küçük kapasiteli olmasına rağmen o günün koşullarında büyük bir başarı olarak kabul edildi. MARK I'e bilgiler delikli kar... Devamı

Atatürk'ün Hayatı

2009-01-09 19:09:00

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a h&... Devamı

Küçük Şeylerden Mutlu Ol!

2009-01-08 21:28:00

Bu sabah yağan yağmurla uyandım.Pencereye koştum,bir kuş yağmurdan korkup tünemişti demir parmaklıklara..Önce onu seyrettim.Tüylerindeki ıslaklığı ve korkudan titremesini gördüm.İçimi acıttı.Elimden gelse içeri alıp ona bir bardak sıcak çay ikram ederdim.Ama olmazdı.Ne de olsa o bir kuştu.Özgürdü.Ne kadar korksa da yağmurdan, doğa onun yuvasıydı.Orada mutluydu.Sonra kuş uçtu gitti.Tıpkı yağmurun dindiği gibi..Ne yağmuru tutabilmiştim, ne de kuşu..İkisi de doğadaydı şimdi,yuvalarındaydılar.Sonra pencereden bakmaya devam ettim.Küçük bir kız çocuğuna rastladı bu kez gözlerim.Ne tuhaf göz göze geldik.Birbirimize küçük bir tebessümle selam verdik.Sanırım o tembihliydi.Yabancılarla konuşmayacaktı.Öyle de oldu.Konuşmadı benimle,utandı.Elinde bir ekmek ve gazete vardı.Anlaşılan aile üyeleri kahvaltı için küçük kızı bekliyorlardı.Uzaklaştı.Ben yine yalnız kaldım.Ama olsun gün yeni başlıyordu.Pencerede son kez derin bir nefes alıp toprağın kokusunu içime çektim.Odaya girip açık unuttuğum televizyona daldım.Yine meşhur sabah programlarından bir demet yayınlıyorlardı.Kanal değiştirdim.Ama değişen bir şey olmadı.Tamamen kapattım.Mutfağa geçtim ve çayı demledim.Beni ancak çay kendime getirirdi.Çayı ince belli bardağa boşaltırken gülümsedim.Yalnızdım ama mutluydum.En azından sıcak bir yuvam, bir bardak çayım vardı. Küçük şeylerden mutlu ol derdi babam..Ne kadar doğru söylemiş.Siz siz olun bir salise bile mutlu olun.Anı yakalayın.İnanın hayat buna değer… Melda Vardar... Devamı

Gece

2009-01-08 20:53:00

Gecenin karanlığı ne kötüdürZifiridir korkuturİnsanın içine işler zifirisiSanki etrafında koca devlerSeni takip ederlerGecenin karanlığı ne kötüdürZifiridir ürkütürİnsanın gölgesinden kaçmasıYalnız,gece yapayalnızdırİnsan onun yanında yabanlaşırGece bir rehavet çökertir üstüneHani kalkmak istersin de kalkamazsın yaGözün görmez bir ama gibisindirTek eksiğin bir asan yoktur elindeGeceye hiddetlenirsinSırf zifiridir diyeSokaklara yüklersin öfkeniBir volta bir volta dahaKarasular iner ayaklarınaYüreğine zincirler takılıdırGece düşünür de düşünürsünYüreğin dağlanırKaranlıktan insaf istersinZifirisini üstünden çekmezSokaklar susarSeninse yüreğin konuşur da konuşurBir tek gece vardırBir de yüreğinZifiri karanlıklar içinde düğümlenir. Melda Vardar ... Devamı

Pencere

2009-01-08 20:57:00

İKİ ÖLÜMCÜL KALP HASTASI VARMIŞ, İKİSİDE CİHAZA BAĞLI YAŞAMAK ZORUNDAYMIŞ. HASTANEDE FAZLA ODA OLMADIĞI İÇİN İKİSİNİ AYNI ODAYA ALMIŞLAR. YATAKLARDAN BİRİ PENCERE KENARINDA DİĞERİ DUVAR KENARINDAYMIŞ. BİR SÜRE SONRA İKİSİ ÇOK İYİ DOST OLMUŞLAR. PENCERE KENARINDA YATAN HERGÜN DIŞARIDA GÖRDÜĞÜNÜ DUVAR KENARINDAKİ ARKADAŞINA ANLATIYORMUŞ.YİNE BİR SABAH PENCERE KENARINDAKİ BAŞLAMIŞ DUVAR KENARINDAKİNE ANLATMAYA :- BU GÜN YİNE HAVA PIRIL PIRIL, GÖKYÜZÜ MAS MAVİ, DENİZ DESEN GÖKYÜZÜNDEN MAVİ İKİSİNİN BİRLEŞTİĞİ YER GELİN KIZLARIN DUVAĞINI ANDIRIYOR.- GÖKYÜZÜNDE PAMUK YUMAKLARI OLUŞTURMUŞ BULUTLAR ÖBEK ÖBEK,- MARTILAR YİNE HERZAMANKİ GİBİ RIZIKLARINI ALMAK İÇİN BİRBİRLERİ İLE OYNAŞARAK MAVİ SULARA PİKELER YAPIYORLAR, TABİ KIRLANGIÇLARDA ARADA GEÇİNİYOR.- YELKENLİLER YELKENLERİNİ KABARTMIŞ SALINA SALINA DALGALARA KAFA TUTUYORLAR DOSTCA,MAVİ SULARIN ÜZERİNDE BEMBEYAZ GELİNLİK GİBİ.- SAHİLDE YİNE HAYLAZ ÇOCUKLAR KOŞUŞUYOR.GÜZEL BİR KIZ ŞİMDİ DENİZE GİRİYOR.- OOOOO PARKA BAK YİNE ÇOR-COCUK DOLUŞTU MİLLET. NASILDA GÜZEL OYNUYOR ÇOCUKLAR CIVIL CIVIL.- BAK YARAMAZA HANİ ŞU KIVIRCIK SAÇLI SARIŞIN BİR KÜÇÜK VARDI YA O YİNE TAHTARAVELLİDEN DÜŞTÜ OF OF İŞALLAH BİR ŞEY OLMAMIŞTIR.- AAAA BAK BAK HER GÜN GELEN O İKİ AŞIK YİNE AYNI BANK A OTURMUŞLAR , ONE YİNE KAVGA EDİYORLAR. DUR DUR KIZ BİRŞEYLER SÖYLÜYOR HARARETLİ HARARETLİ OĞLANDA HABİRE KAFASINI SALLAYIP DURUYOR. HELE ŞÜKÜR BARIŞTILAR YİNE SARMAŞ DOLAŞ YÜRÜMEYE BAŞLADILAR. NE GÜZELDE YAKIŞIYORLAR BİRBİRLERİNE ALLAH MESUT ETSİN İKİSİNİDE.....İŞTE GÜNLERİ BÖYLE GEÇİP GİDER.. .. NEVARKİ DUVAR KENARINDA YATAN HASTA ARTIK BIKMIŞTIR DUVAR KENARINDA YATMAKTAN ODA GÖRMEK İSTER HERGÜN PENCERE KENARINDA YATAN ARKADAŞININ ANLATTIKLARINI VE İÇİNDEN PENCERE KENARINDA... Devamı