KOBİ'ler borsaya geliyor

2009-01-09 20:08:00

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Turan Erol, küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) ve tüm büyüme potansiyeline sahip şirketlerin borsaya girişlerine izin veren çalışmaların tamamlandığını bildirdi. SPK Başkanı Erol, KOBİ'lerin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ekonomisi açısından da çok önemli fonksiyonları bulunduğunu, Türkiye'deki işletmelerin yaklaşık yüzde 99'unun KOBİ tanımına girdiğini ifade etti. Bu işletmelerde çalışan kişi sayısının kayıtlı istihdam içindeki payının da yüzde 45,6 olduğunun altını çizen SPK Başkanı Erol, küresel piyasalarda yaşanan sıkıntılar nedeniyle iş ve aş bulmanın çok zorlaştırdığı bu dönemde, KOBİ'lerin istihdam konusunda oynadıkları role dikkat çekti. Türkiye'ye oluşturulan katma değerin yüzde 37,7'sini KOBİ'lerin ürettiğinin altını çizen Erol, Borsa'da kurulan yeni pazarla KOBİ'lerin ve büyüme potansiyeline sahip şirketlerin finansman bulma imkanlarını artırdıklarını ifade etti.Potansiyeli olan şirketlerin ihraç edecekleri araçlar işlem görecekSPK Başkanı Erol, yeni oluşturulan bu piyasada, İMKB'nin kotasyon şartlarını sağlamayan, ancak gelişme ve büyüme potansiyeli bulunan şirketlerin ihraç edecekleri sermaye piyasası araçlarının işlem göreceğini ifade etti. Şirketleri bu piyasada işlem görmeye teşvik etme amacıyla sermaye piyasası mevzuatı kapsamında sağlanabilecek halka açılma/işlem görmenin maliyetini azaltıcı ve halka açılma prosedürünü kolaylaştırıcı çeşitli avantajlar tanındığını söyleyen SPK Başkanı Erol, "Örneğin halka açılacak şirketler için belirli bir süre faaliyette bulunma şartı, karlılık koşulu, öz sermaye şartı gibi borsada işlem görmeye başlama şartları hafifletildi. Ayrıca bağımsız denetim zorunluluğu, kar dağıtım zorun... Devamı

Günün Sözü

2009-01-09 19:50:00

Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir.Oscar Wilde Devamı

Fotoğrafın Tarihçesi

2009-01-09 19:47:00

Fotoğrafçılığın başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Fotoğraf tarihi karanlık kutu içinde görüntü elde etmenin tarihi olduğu kadar, bu görüntüleri fotokimyasal yollarla saptamanın da tarihidir. Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap'ın Gümüş Nitrat'ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı Leonardo da Vinci'nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi. Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü sapma duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği görülmüştür. 19. yüzyılın başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine batırılarak negatiflerin elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk ve esaslı gelişmesi, vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntünün kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha sonra, Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışığı düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür. Niepce ile başlayan fotoğraf &c... Devamı

Adamın Biri

2009-01-09 19:36:00

Adamin biri bir kahveye girer ve "Millet bana bakin!.. Size> > >söyluyorum!.> > >Tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene geleciğim" der ve çıkar.> > >> > >Kahvedekiler "Adam deli herhalde" diye fazla önemsemezler.> > >> > >Ve aradan 30 sene geçer. Aynı adam kahveye gene gelir> > >ve der ki: -"Hatırladınız mı beni millet. Size demistim 30 sene once,> > >ben yine geleceğim diye. İşte geldim" der.> > >> > >Kahvedekiler tabi ki şaşırır.> > >Adam devam eder. "30 sene sonra gene geleceğim bu kahveye" der. Ve gider.> > >> > >Aradan bi 30 sene daha gecer. Nesil değişmiştir 30 sene onceki> > >insanlarin cocuklari kahvede oturmaktadir artik. Adam> > >kahveden içeri girer. "Bana Bakın Millet Ben Sizin babalariniza> > >söyledim. Size de söyluyorum 30 sene sonra ben bu kahveye gene> > >gelicem" der ve çıkar.> > >> > >Kahve milleti gene bunu takmaz. Aradan 30 sene geçer> > >ve adam gene gelir. "Beni hatırladınızmı millet 30 sene önce tekrar> > >gelicem demiştim, işte geldim ve 30 sene sonra gelip sizin cocuklarinizada> > >aynı şeyi söylicem" der ve gider.> > >> > >Aradan bi 30 Sene daha geçmiştir. Ve adam Gene Kahveye gelir.> > >"Bana Bakın Millet Ben sizin dedelerinize söyledim.> > >Babalariniza söyledim, şimdi size söylüyorum tam 30 sene sonra ben bu> > >kahveye gene> > >gelicem" der ve gider.> > >> > >İçlerinden birisi "Arkadaslar bana bu olayi dedem anlatmisti.> > >> > >Gelin hocaya gidelim, bu adam niye ölmüyor, nedir bunun> > >hikmeti? diye soralım" der.> > >> > >Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatirlar.> > >Hoca "Ben bu gece rüyaya yatay... Devamı

Edebiyat Nedir?

2009-01-09 19:29:00

Edebiyat Tanımı:Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. edebiyat bir anlatım biçimidir. düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir.Detay:Edebiyat, Alm. Literatur (f), Fr.Littérature (f), İng. Literature. Düşünce, duygu ve hayallerin sözlü veya yazılı olarak güzel ve tesirli biçimde anlatılması sanatı. Okuyana estetik bir tat vermek amacıyla yazılmış olan ya da böyle bir amacı olmasa bile, biçimsel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı yapıtlar. Bu anlamıyla edebiyat görece yeni bir terimdir.Batı'da 18. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Geçmişte şiir, destan, tiyatro gibi türler genel olarak edebiyat başlığı altında değil, ayrı ayrı ele alınırdı. Türkiye'de de edebiyat terimi bugünkü anlamına ancak 19. yüzyılın sonlarında kavuşmuştur. divan edebiyatında şiir ve düzyazı (inşa), amaçlan ve kuralları farklı olan iki ayn sanat dalı olarak görülürdü.Edebiyatın kapsamıEdebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duygulan güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanır. İnsan yaşantılarını anlatan her metin edebiyat yapıtı değildir. Konu tartışmalı olmakla birlikte, asıl amacı estetik tat vermek değil, bilgi vermek ya da inandırmak olan yapıtlar (teknik ve bilimsel kitaplar, gazete yazılan, reklam metinleri, propaganda yazıları vb) genellikle edebiyatın kapsamı dışında bırakılır. Bir metnin edebiyat yapıtı, sayılması için sanat değeri taşıması gerekir! Ama bu değeri tanımlamak kolay değildir. Edebi değeri olan bilimse... Devamı