Hiç Tanımadığınız Biri Ruh Sağlığınızı Etkileyebilir!

2009-01-18 13:00:00

Üç Derece TeorisiKötü ruh hali insandan insana bir virüs gibi bulaşabiliyor.Virüs gibi yayılmasına rağmen maalesef bir aşısı yok.Fakat yakalanmamak için alabileceğiniz bazı önlemler ve tedavi yöntemleri var.*Klişe bir anne nasihati gibi dursa da arkadaşlarınızı dikkatli seçin.*En fazla zaman geçirdiğiniz arkadaşlarınızı gözden geçirin:Ruh halinizi olumsuz yönde etkileyenlerle daha az görüşün.En azından üzerinizdeki etkilerinin farkına varın.*Zaman içinde eskiyen, ruh halinizi aşağı çeken, manevi anlamda herhangi bir tatminin kalmadığı, size zarar verdiğini düşündüğünüz arkadaşlıklarınızı bitirin.*Zayıflamak ya da daha sağlıklı yaşamak gibi hedefleriniz varsa aynı amaç için gelen insanların bulunduğu kulüplere üye olun, o insanlarla sosyal hayatta daha sık görüşün.*Sosyal etkilere ne kadar açık olduğunuzu aklınızdan hiç çıkarmayın ama nihayetinde insanın sosyal bir varlık olduğunu da unutmayın.Yani virüs kapmamak için kendiniz insanlara kapatmayın.Arkadaşların Tetiklediği Durumlar:Mutluluk, mutsuzluk, depresyon, obezite, içki ve sigara alışkanlıkları, genel sağlıkta bozulma, oy kullanma tercihleri,müzik zevki, damak tadı, hatta intiharı düşünme ya da teşebbüs etme.btuna@hurriyet.com Devamı

Tonton Teyze

2009-01-16 15:02:00

Bizim mahallenin tonton teyzesiydi oCamına çıkar caddeden geçen çocukları severdiYorulduğunda eline iğnesini alır oyalar yapardıKüçük balkonunda koca çiçekler vardıSeverdi onları çok severdi tonton teyzeYanakları pembe pembeydiAra sıra bir gözlük takardı gözüne Göremezdi yakınıDişleri bembeyazdı tıpkı teni gibiBazen çocukları toplar yemekler yapardıTek tek yedirirdi hepsineBayramda bir elinde para diğerinde şekerBeklerdi biziTatlısı da içerdeki sürpriziydiSeverdi bizi çok severdi tonton teyzeİki gün uğramasak üçüncü gün sitem ederdiYalnız yaşardı tonton teyzeTorunları vardıBizlerÇocukları vardıAma tonton teyze yalnızdıBir gün hastalandıHastanede yoğun bakım odasındaydıHerkes yine ordaydıAma tonton teyze yine yalnızdıÇok hastaydıGelen gidenHiç birini tanımadıTanıyamadıBelki sevinirdi hepsini orda gördüğüne İyi ki hasta olmuşum derdiDiyemediOtuz gün kaldı o odadaSavaştı kendiyleHayatıyla ve belki de yaşadıklarıylaSonra bir günKötü haber geldiTonton teyze ölmüştüTonton teyzem gitmiştiArtık yoktuÜstelik giderken haber vermemiştiTonton teyzem ölmüştü… Melda Vardar ... Devamı

Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir!

2009-01-15 21:00:00

"İşlerim çok. Başka hiçbir şeye bakamıyorum."  Bu lafı bir kişiden daha duyarsam, büyük ihtimalle katil olacağım. Mailime iki satır bile cevap yazmayanlar "çok yoğun"; bir şey anlatmak için söz verip haftalarca sesi çıkmayanlar "çok yoğun"; benden başka herkes ama herkes çok yoğun.  "Aaa tabii; onun için konuşmak kolay. Evde oturup yazıyor sadece. Çalışmaktan haberi yok." İstesem ben de "çok yoğun" olabilirim. "Bugün şunu yetiştirmem lazım; yarın şuraya gidip yazı konusu bulmam lazım, birkaç ay içinde romanımı bitirme planım var, sarkmaması lazım, o lazım, bu lazım..."  Hayatı boş vermek istedikten sonra "yoğun" olmaktan kolay mazeret yok ki. Hatta sadece yemek pişirip, alışverişe çıkıp, dizi izleyip yaşayarak da "yoğun" olabilirsiniz.  "Sinemaya gidemem ki, bugün temizlik yapacağım." E yapma.  "Ay seni arayacaktım, hep aklımdasın ama işlerden başımı kaldıramıyorum ki..."  Kâinatın en saçma ve zekâ özürlü mazereti. Yani "kafama uçan daire düştü, hastanedeydim" deseniz daha inandırıcı olur. Normalde hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez. En azından yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek için ara vermeniz gerekir. Ve bu aralarda sevdiğiniz insanlarla en azından telefonda konuşabilirsiniz, değil mi? Ben bir insana vakit ayırmamanın mazereti olarak "çok çalışıyorum"u kesinlikle kabul etmiyorum. Eğer biriyle aylarca görüşmüyor ve "işlerim var, ondan" diyorsanız, bunun iki anlamı vardır:  a) Ben aynı anda iki işi yapamam. Doğal olarak çalışırken araya kimseyi katamam. Merdiven çıkarken çiklet de çiğneyemem. Hayatım allak bullaktır. Zaman nasıl değerlendirilir bilmiyorum.  b) Seninle görüşmek istemiyorum.  c) Ciddi anlamda işlerim yüzünden gör&u... Devamı

Can Yücel Kimdir?

2009-01-15 21:23:00

21 Ağustos 1926’da İstanbul’da doğdu. Milli Eğitim eski bakanlarından Hasan Ali Yücel’in oğlu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü ve İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Uzun süre Fransa'da Paris ve İngiltere'de yaşadı. Yurda dönüp 1953'te Kore Savaşı'na katılan Türk birliğinde askerliğini tamamladı. Tekrar İngiltere'ye gitti. Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. 1963’te Türkiye’ye döndükten sonra Marmaris'te bir süre turist rehberi olarak çalıştı. Ardından İstanbul'a yerleşti. Bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını sürdürdü. 12 Mart döneminde Che Guevara’nın "Gerilla Harbi" ile "İnsan ve Sosyalizm" kitaplarının çevirisi nedeniyle 15 yıl hapis cezasına mahkum edildi. 1974 affıyla özgürlüğüne kavuştu. İstanbul'da Vatan, Demokrat, Söz gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Önce İzmir'e oradan da Muğla'nın Datça ilçesine taşındı. 12 Ağustos 1999'da yaşamını yitirdi. Edebiyata şiirle başladı. Çeşitli dergilerde yayınlanan şiirlerini 1950'de basılan ilk şiir kitabı "Yazma"da topladı. Bu kitabın ardından uzun süre biçim arayışlarıyla uğraştı. İlk şiirlerinde uyaklı söyleyiş, coşkulu anlatım, geleceğe umut ve güvenle bakış belirgin özelliklerdi. 1973'te basılan ikinci şiir kitabı "Sevgi Duvarı"nda imge-sözcük-anlam üçlüsünün birbiriyle dengelendiği insan-doğa ilişkilerini konu alan şiirleri dikkat çekti. Kara mizah öğeleri taşıyan siyasal içerikli bazı şiirlerinde tarihsel ve günlük olayları iç içe işledi. 1974'te çıkan üçüncü kitabı "Bir Siyasinin Şiirleri", önceki dönemlerin bileşkesiydi.... Devamı

Aynı Yaşta

2009-01-15 21:04:00

İhtiyar bir Karadenizli kasabaya doktora gelir.Sol ayağında ağrılar vardır.Doktor muayene eder ve sonra:-Yaşlılıktan, yaşlılıktan, der.İhtiyar Karadenizli doktorun cevabını beğenmez ve sorar:-Sağ ayağım da aynı yaşta, o niçin ağrımıyor doktor? Devamı