Karda donmak üzeresin… Uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğü

2009-02-01 18:06:00

Karda donmak üzeresin… Uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında bile değilsin….

 

Türk sinemasının hızlı yükselişi 2008’de de devam etmişti.Henüz 2009 yılı için konuşmak çok erken ama gözlemlerim gelişmenin devam edeceği doğrultusunda.2008 yılı sonunda Sinema ve Telif Hakları Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaya göre, 2008’ de en çok izlenen ilk 10 film Türk filmlerinden oluşuyordu.

Bu filmler;

1-Recep İvedik

2-A.R.O.G

3-Muro

4-Issız Adam

5-Osmanlı Cumhuriyeti

6-Mustafa

7-120

8-Maskeli Beşler Kıbrıs

9-Çılgın Dershane Kampta

10-O…. Çocukları

Bu verilere baktığımızda, Türk sinemasının günümüzde kendisini göstermeye başladığını, izleyicisinin de bu doğrultuda arttığını görebiliyoruz.Türk sineması yönetmen, oyuncu, prodüktör ve yapımcıların dünya sinemasını gözlemlemeleri sonucunda başarıya yükseldi.

 

Çağan Irmak, “film kalpten geldiği zaman, sizin duygularınızı anlattığı zaman dünyada başka bir desteğe gerek kalmadan sesini duyurur” cümlesiyle filmlerde gösterdiği başarının altını bir kez daha çiziyor.Çağan Irmak, Issız Adam filmiyle 1 ayda yaklaşık 1 milyon kişiyi sinemaya çekmeyi başarmıştı.

 

Film Issız bir adam, evi, plakları ve restoranı, ıssız bir kadın, kitapçı ve çocuk kıyafetleri diktiği butiği, yaşlı bir anne ve Tarsus’taki ıssız adamın doğup büyüdüğü ev arasında geçiyor. Öncelikle Melis Birkan (Ada) ve Cemal Hünal’ın (Alper) oyunculukları gayet iyiydi.

 

Filmde Alper; yalnızlığı seven, işinde başarılı bir o kadar da dengesiz bir adam…Bugüne kadar pek çok ilişki yaşamış fakat kimseye bağlanmamış.En büyük zevki yemek yapmak ve eski plakları dinlemek.

 

Ada; erkeklere güveni kalmamış, kendi butiğinde çizgi film kahramanlarının kıyafetlerini çocuklara göre tasarlayıp diken, eski kitapları seven ve o kitapların eski sahiplerinden kalan anılarından hikayeler çıkaran, duygusal bir kadın…

 

Sahaflarda eski bir kitap arayan Ada, Alper’le bir kitapçıda karşılaşıyor ve filmin hikayesi asıl burada başlıyor.Alper, aradığı kişiyi Beyoğlu’ nun arka sokaklarındaki bir sahafta buluyor..Buna inandığı andan itibaren kendini Ada’ ya sevdirmeye çabalıyor.Aradığı kitabı bulup Ada’yı Galata’ daki butiğine kadar takip ediyor.Ada cesur bir kız ve kolay kız izlenimi vermek istemiyor.Başlarda Alper’e fazla yüz vermiyor.Ama Alper kitabın ilk sayfasına yazdığı telefon numarasıyla hayatlarını değiştirmeye yetiyor.

 

Alper sonunda Ada’nın kalbini kazanmayı başarıyor.Birlikte yaşamaya başlıyorlar.Alper eski alışkanlıklarından vazgeçmeye çalışsa da alışkanlıkları onu bırakmıyor.Bir gün Alper’in annesi Tarsus’tan geliyor.Ada ile tanıştırılıyor.Bu arada müthiş aşk devam ediyor.Fakat Alper’ in içinde halen eksik giden bir şeylerin olduğu anlaşılıyor.Annesi evine dönerken Alper’ e  Ada’ yı sakın bırakma , diye öğüt veriyor.Fakat eve döner dönmez Alper gayet soğukkanlı, Ada’ya ayrılalım diyor.Mavi telaşlı günler bitiyor.Ada’nın ardından Alper bir gün tokasını buluyor ve o anda Ada’ya gerçekten aşık olduğunu anlıyor…

 

Filmde buraya kadar her şey normal görünüyor.Asıl darbe final sahnesinde yaşanıyor.Ada ve Alper sonunda karşılaşıyorlar.Aradan yıllar geçmiş.Ada yurtdışına yerleşmiş, evlenmiş ve bir çocuğu olmuş.Müthiş bir sarılma ve müzikler devreye giriyor.Herkes ağlamaya başlıyor.Bu arada çok zaman geçmiş olmasına rağmen Ada ve Alper birbirlerine özlemle sarılıyorlar.

 

Filmi izlediğinizde adeta kendinizi buluyorsunuz.Filmde izleyen herkesten bir şeyler var.İstanbul’un kalabalıklığı, kalabalığın içinde yaşadığımız yalnızlık duygusu, sevilme eksikliği, terk edilme, hepsi bizden birer kareydi.Bu nedenle filmi izleyen çoğu kişi ağlayarak çıktı filmden.Çağan Irmak, kendi hayatımızı gözler önüne sermişti.Aslında ne kadar yalnız ve çaresiz olduğumuzu bir kez daha anlamamızı sağlamıştı.Ne kadar da muhtaçtık gerçekten sevdiğimiz birisine sarılmaya…

 

Hele Ayla Dikmen başlayınca;

anlamazdın anlamazdın

kadere de inanmazdın

hani sen acı veren kalpsizlerden olamazdın…

 

Film müzikleriyle de harika. Özellikle gramafon ve MP3 ayrımı çok güzel vurgulanmış.Çağan Irmak,Melis Birkan,Cemal Hünal ve Yıldız Kültür sizlere de bize yalnızlığın ne kadar acı bir gerçek olduğunu gösterdiğiniz için binlerce teşekkür…

 

Melda Vardar

10456
0
0
Yorum Yaz