Hayatın Değeri
4/3/2009 · Kategori: KISISEL GELISIM
''doktor bey'' hitabına alışmaya çalışıyordum. Her büyük hastahanenin acil servisinde olduğu gibi
burada da nöbet hareketli geçiyordu. Tecrübeli uzman hekimlerin yanında
bana pek sorumluluk düşmüyordu. Ben sadece olup bitenleri dikkatlice izleyerek tecrübe kazanmaya çalışıyordum.Saat gecenin bir buçuğuydu. İki bayan
kollarından tuttukları
16-17 yaşlarında
esmer
topluca bir delikanlıyı hastahaneye getiriyordu. Delikanlının babası olduğu anlaşılan bir bey arkalarından soluk soluğa geliyor
bir yandan da şöyle sesleniyordu:-Kurtarın yavrumu
kurtarın çocuğumu!Nöbetçi doktor
gecenin yorgunluğuyla gömüldüğü koltuğundan doğruldu. Bu arada hemşireler yeni gelenleri karşılıyordu. Ben doktorun yanında ayakta bekliyordum. Adam konuşmaya devam ediyordu:-Doktor bey
oğlum intihar niyetiyle ilâç içmiş. Annesi fark edince
hemen getirdik.-Aldığı ilâçlar yanınızda mı?
Adam
ceketinin ceplerinden hap kutularını çıkarıp doktora gösterdi.-Şu haptan on beş-yirmi tane
şundan on kadar
şundan da üç-beş tane içmiş.-Ne zaman içtiğini biliyor musunuz?
-İki saat kadar olmuş.
Doktor hap kutularını uzun uzun inceledikten sonra
bir delikanlıya
bir de kutulara baktı. Ardından kafasını sağa sola sallayıp yüzünü buruşturarak:-Hımm! Yazık
çok yazık!Aile endişe ve merak içinde
doktorun bir şeyler söylemesini bekliyor
ama doktordan ses çıkmıyordu. Bense
gencin midesini yıkayacağımızı düşünüyordum. Kısa süren bir sessizlik
babanın sorusuyla bozuldu:-Ne yapacağız doktor bey?
Doktorun yüzü gerginleşti. Bakışlarını ümitsizce kaldırdı. Dudaklarını ısırdı. Başını çaresizce sağa sola salladı. Elleriyle de çaresizlik işareti yaptı.
Ağzından dökülen son sözler
hasta ve yakınları için kurşun gibiydi.-Üzgünüm! Yapılacak bir şey yok. Hem bu ilâçlar... Üstelik de geç kalmışsınız.
Ben göz ucuyla aileye baktım. Hepsinin gözleri fal taşı gibi açılmış
beti benzi atmıştı. Delikanlının yüzü korkuyla gerilmişti. Annesi ve kız kardeşinin desteğiyle ayakta zor duran delikanlı
birden doğrulup pür dikkat doktora baktı Doktorun ifadelerindeki kesinliği ve yüzündeki ciddiyeti görünce sarsıldı Dizlerinin bağı çözülmüşçesine kendini yere bıraktı Aile fertlerinin ayakta duracak mecalleri kalmamış olacak ki her biri bir kenara çöktü. Baba ve anne bir şeyler mırıldanıyorlardı Uzun süren bir suskunluk ve şaşkınlıktan sonra:
- Ne olacak doktor bey Hiçbir şey yapamaz mısınız ?
-Artık çok geç. Bu durumda maalesef bir şey yapamayız. Yapsak da yararı olmaz Herhalde bir saate kadar hastayı kaybederiz. Gene de hastayı müşahede altına alalım.
Ben de en az aile kadar şaşırmıştım. Delikanlının yüzüne bakıyordum. Ölüm endişesi ve ümitsizlik
iliklerine kadar işlemiş gibiydi. Kendimce neler hissettiğini düşündüm. Ölüme bu kadar yaklaşmak gerçekten zor bir durum olmalıydı Hem insan bir saat sonra öleceğini bilse neler düşünür neler hisseder
neler yapardı? Aslında her birimizin
ölüme bir saat yaklaşacağı an gelmeyecek miydi? Hayatın karmaşa ve med-cezirleri arasında ölüm gerçeğini nasıl da atlıyor veya kendimize uzak görüyorduk. Şimdi bu delikanlı
geçmişini arkadaşlarını ailesini düşünüyor olmalıydı. Veya ölümden sonraki hayatı; yani bir saat sonrasını Belki de arkasından neler düşünüleceğini konuşulacağını... Halbuki ne kadar çok plânı vardı. Şimdi ise
o plânları düşünmek bir yana son saatini nasıl geçireceğine dair doğru düşünme melekesini bile kaybetmiş gibiydi. Diğer taraftan
hayat devam ediyordu. İçeride yatmakta olan bir hastanın yakınları doktora bir şeyler sorarken
sedye ile bir hasta daha getiriliyordu. O ara başka bir doktor kapıdan içeri giriyordu. Biliyorum
sohbet için geliyor. Az ötede
hemşirelerin küçük teybinden
bir arabesk parça yükseliyor: Batsın bu dünya Hayatla ölümün iç içeliği galiba bu diyorum kendi kendime. Baba toparlandı. Yalvaran bir eda ile sorusunu tekrarladı:
-Hiçbir şey yapamaz mısınız doktor bey? Hiç mi ümit yok? İçeri yeni giren doktor
kaş göz işaretiyle ne olduğunu sordu. Doktor ayağa kalkıp kesin bir ifade ile cevap verdi:
-İntihar girişimi doktor bey. Geç kalmışlar maalesef Durum da ciddi Yapılacak bir şey kalmamış Sonra raporunu tanzim ederiz.
Söylenenleri dikkatle dinleyen delikanlıyı ölüm gerçeği ile yüzleşmek ürkütmüştü. Pişmanlık duygusu içerisinde ve titrek bir sesle doktora''Kurtulmak için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya hazırım. Ne olur doktor! Beni kurtarın
ölmek istemiyorum dedi. Doktor oralı bile olmadı. Ölüme bu kadar yakın bir kimseyi daha önce hiç görmemiştim. Üstelik çok da gençti. Hayalen morga gidip
gencin otopsisini düşünüyorum. Demek
karşımda duran bu diri beden birazdan ölecek
otopsi için açılacak ve biz bir rapor tanzim edip bırakacağız! Hayat ve ölüm... Yaşamak ve ölmek... Genç olmak
yaşlı olmak
hayatı anlamak
ölümü benimsemek... Hayatı ölüme bir girizgah olarak değerlendirebilmek... Ölüme her an hazır olmak... Veya kendini hazır hissetmek... Kısacası ölümü kuşanmak... Hayata ve ölüme anlam kazandırmak... Bir sürü düşünce beynime doluşuyor. Doktor oradan uzaklaştı. Ben de peşinden gittim. Biraz acemilik kokan bir tavırla sordum:
-Doktor bey! Serumla bol mayi verip bir yandan da idrar söktürücülerle kanını temizleyemez miydik?
Doktor dönüp
gözlerimin içine baktı: Kardeşim görüyorsun
burada ayakta zor duran yaşlılar bile biraz daha hayatta kalmak için mücadele ederken
bu delikanlı daha on yedi yaşında ve intihara kalkışıyor. Ölmek istiyorsa
neden ona mâni olalım? Biraz isteği ile baş başa kalsın bakalım. Ölüm ne imiş
hayat ne imiş düşünsün! Yaşamanın değerini
ailesine ne kadar acı çektirdiğini fark etsin! Dahası Allah''''ı hatırlasın; kul olmayı... Ölümü ve sonrasını da tabii ki... Arkasından
beni bir kez daha şaşırtan bir kahkaha atıp şöyle dedi: -Yoksa
sende mi inandın öleceğine? -Ne yani
delikanlı ölmeyecek mi? Gülerek
ilaç kutularını gösterdi. Elindekiler
vitamin hapı
öksürük kesici ve balgam sökücülerdi. Kimin Var Ki...
3/3/2009 · Kategori: SAIRLERDEN SIIRLER
Kimi bekliyorsun hâlâ,
Evinden kitaplarından uzakta mısın
Arada bir telefon et kendine
Kendine mektuplar yaz yanıt beklemeden
Kartlar gönder kendine her gittiğin uzaklardan
Sevgilim diye başlayıp öperim diye biten
Senin senden başka kimin var ki arasın
*
İnince trenden ya da uçaktan yalnızlığın
Sevinçle karşıla yanlızlığını garlarda hava alanlarında
Ayrılışlarda da sarılıp öpüş yanlızlığınla
Uğurla kendi kendini dönüşsüz yolculuklara
Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye
Senin senden başka kimin var ki beklesin
*
İçki masalarında bir başına mısın
Kendinleysen yetmelisin kendine
Çoğaltıp yanlızlığını konuş bir çok kendinle
Kaldır içki bardağını kendi şerefine
Ağlaşarak gülüşerek tartışarak kendinle
Senin senden başka kimin var ki bulasın
*
Düşmanlarının saldırılarından yuvarlandıkça yerlere
Tutup kendi saçlarından kaldır kendini
Seni sana bildirecek kimsen yok başka kendinden
Ölünce senin bile haberin olmayacak öldüğünden
Haber ver kendine ki öldüğünü bilesin
Kimin var ki senin sana öldüğünü söylesin
*
Kendi kendinin hem konuğu hem ev sahibisin
Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek
Biliyorsun nasıl olsa yakın o gelecek
Kimileri diyecek
Daha şimdiden sev kendini sev kendini SEV
Kimin var ki senin seni senden başka sevecek..
.......................... Aziz NESİN
Bazen Paylaşmamak Özgür Bırakmaktır
3/3/2009 · Kategori: KISISEL GELISIM
Bir toplantıda empati yi paylaşıyorduk .
Bir bayan katılımcı '' eşim yalnız balığa gitmeyi seviyor '' dedi . Bende onunla paylaşmak için bu keyfini , balık tutmanın inceliklerini anlatan bir kitap aldım . Bir de olta takımı , ondan gizli . Bu haftasonu her zamanki gibi hazırlandığında bende ona sürpriz yapıp , peşine takılacağım .
Daha önceden tanıdığım bir hekim arkadaşım , damarına basılmış gibi yüksek sesle konuşmaya başladı . Bayan katılımcı da herkes gibi şaşkındı . Eşinizin ; '' o sahille , batan güneşle , deniz kabuklarıyla , tutup saldığı balıklarla paylaştıklarına ortak olmak istiyorsunuz yani '' dedi . Bayan katılımcı kekeleyerek ama ben yalnız kalmasını istemiyorum . Onunla keyif aldığı bir yönünü paylaşmak istiyorum diyerek açıklamaya çalıştı . Bu nokta dan sonrasını biliyordum . Hekim arkadaşım kız arkadaşından motosiklet tutkusuna ortak olmak için kask aldığında ayrılmıştı . O benim tutkum herkes kendi tutkusunu , keyfini yaşasın . Ben onunla alışverişe gidip vitrin bakmıyorum demişti . Bir kask yüzünden ayrılmışlardı . Ne kask tı ne olta takımıydı mesele .
Hepimizin kendi içimize dönmek istediği zamanlarımız vardır . Bunun içinde herkesin kendine göre bir yöntemi . Kimi balık tutar , kimi bir sahil yolunda motosikletle sürat yapar , kimi çılgınca alışveriş , kimi sinemaya gider . O anlara saygı duyamazsak , hayatımızdaki insanı kaybedebiliriz . Bu sadece kadın erkek ilişkisi içinde geçerli değildir .
Her tür ilişkide paylaşmak adına gösterdiğimiz çaba bazen bunaltabilir sevdiklerimizi . Sonra şikayet etmek ama ben herşeyi yaptım demek işe yaramaz . Özgürlükten söz edip en yakınımızı boğarsak , kaybetmek olarak döner bize .
Sevgimize ve kendimize güvenimiz yok ise paylaşmak adına attığımız adımlar sıklaşır .
Kabul Olan Dua
3/3/2009 · Kategori: KISISEL GELISIM
kasabanın birinde sel baskını olcakmış ... Kasaba halkı kasabayı boşaltmışlar son imam kalmış kasaba halkı imama gidmişler ve
"hocam kasaba sular altında kalacak burda kalırsan ölürsün bizimle gel " demişler.
hoca : "benim Allahım var o beni kurtarır " demiş.
bunun üstüne ksabalı gitmiş yağmur yağmaya başlamış yağmur suları 2 metreyı bulmuş kasabalı dayanamamış kayıkla yeniden camiye hocanın yanına gitmişler ve
" hocam boğulup gideceksin inat etme gel" demişler
hoca ise" benım Allahım var o bi mucie yapacak beni kurtaracaktır " demiş
sular iyice artmıs hoca camının minaresıne cıkmış .kasabalı dayanammıs bu seferde helıkopterle hocayı kurtarmaya gitmiş. hoca yenıden Allahım benı kurtarır demıs ve kasabalıyla gıtmemış
ve sonunda boğulup ölmüş..
ahirette melekler cehenneme gideceksin demişler bunun üzerine hoca
" ben Allahıma guvendım ona dua ettım nasıl boyle bısey olur ben onun ıcın o camıde kaldım Allahımın karşısına cıkmak istiyorum demiş ve ortalıgı karıstırmıs meleklerde Yaradanm senin için öldüğünü söyleyen senin huzuruna cıkmak isteyen bi hoca var demişler
Yaradan huzuruna kabul etmiş
hoca demiş ben senin uğruna öldüm senin beni kurtarmanı bekledım neden şimdi cehenneme gönderiyorsun beni
Yaradanın cevabı ise ınsanları gönderdım gelmeden kayık gönderdım gelmedın helıkopter gönderdım gelmedım ben daha sana ne yapayım .yerin cehennem.......
alıntı
« Önceki ::
